Darbeci Generaller Provada
 |
|
12 Eylül geldiğinde Protokol Müdürü Şefik Fenmen’dir ve bir gün Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Gürer Aykal’ı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çağırır....
Zor zamanlardır, Meclis’e bile zor girilmektedir.
Gürer Aykal’ın girdiği salonun ortasında oval büyük bir halı vardır. Halının arkasında dört yer işaretlenmiştir. Onların önünde de bir yer daha işaretlidir.
Gürer Aykal ne olduğunu anlamaya çalışırken, salona dönemin en güçlü 5 ismi; kısa süre önce darbe yaparak iktidara el koyan 4 kuvvet komutanı ve Genelkurmay Başkanı Kenan Evren girer. İşaretli yerlerde dururlar; 4 kuvvet komutanı arkadaki 4 işaretin; Kenan Evren, onların da önündeki işaretli yerde durur.
Protokol Müdürü Fenmen komutanların provasını beğenmez. Prova tekrarlanır.
Gürer Aykal o zaman anlar ki, Meclis’te komutanların yemin töreni için Evren ve arkadaşları prova yapmaktadır.
İçeri tekrar girerler ve işaretli yerlerde yeniden durmaya çalışırlar. Bu girişlerinde ise Aykal’a şöyle bir bakarlar, “Bu kim?” der gibi… Bunun üzerine Fenmen, “Gürer Bey, ben elimi şöyle yapınca, siz orkestrayı başlatacaksınız” der ve Aykal “Tamam, teşekkür ederim” der, çıkar. Ancak, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi’nin bir sürprizi vardır; Yemin töreninde, Beethoven’ın Eroika isimli parçasını çalar… ve olanlar bundan sonra olur…
KLASİK MÜZİKLE MESAJ…
Çünkü, Beethoven, bu parçasını Napolyon için bestelemiştir. Napolyon’un Cumhuriyet’i ilan edeceğini sanarak bu besteyi kendisine ithaf etmeye hazırlanan ünlü müzisyen, Napolyon’un bunun yerine diktatörlüğünü ilan etmesi üzerine senfoniyi kendisine ithaf etmekten vazgeçer ve bunu Napolyon’un yüzüne hakaret ederek de belirtir. Gürer Aykal’ın da, 12 Eylül darbesini yapanların yemin töreninde orkestraya bu parçayı çaldırmasının anlamı sonunda anlaşılır. Dönemin güçlü askerlerinden Orgeneral Haydar Saltık, parçanın ne anlama geldiğini bilir ve Aykal’a aslında iyi şeyler yapmaya çalıştıklarını; zor bir dönemden geçtiklerini söyler ve kendilerine yardımcı olmalarını ister. 12 Eylül’ün en zorlu dönemlerinde, sanatçı, söylemek istediğini, dünyanın en büyük müzisyenlerinden biri aracılığıyla söylemiştir artık… Bu ve daha onlarca “yasak” anekdotu bu akşam yayımlanacak Keşke Olmasaydı’da… Yorgunduk ve savaştık; Film de yaktık… Sansür kurulu nasıl çalışır; hangi yönetmenler kasten sansüre takılmaya çalışır? Arabesk yasağı ve ‘acısız arabesk’li yıllar… Mavi rengin kullanılmasının yasak olduğu günler… Bir karikatüre 1 ay; bir ölüm ilanına 5 gün yasak… Ağır yenilgi sonrası forma yasağı… Şiire siyaset yasağı… Bir eşek üzerinden bir dil başka bir ülkeye nasıl geçer? Bir insan milletvekili olduğunda bile şarkıları nasıl yasaklı kalır? 250 kelimelik yasak kelime listesini kim nasıl deler? Mahkemeler neden Kürtçe kitaplara az dava açar? Kitabı serbest CD’si yasak eserler… Mahkemeye “komünistim” demesi yasak olan komünist parti lideri… Köylülerin Kızılay’da dolaşmasının yasak olduğu yıllar… “Hulahop sağlığa zararlıdır” öyleyse yasaktır… Türkiye’nin ince, kaba, genel veya özel yüzlerce yasağı Keşke Olmasaydı’da…
Yaşayanlar, yasaklananlar, yasaklatanlar 24’e konuşuyor… Bu yıl içinde Avrupa Gazeteciler Derneği, Çağdaş Gazeteciler Derneği En İyi Belgesel ödüllerini alan ve Yaşar Taşkın Koç’un hazırlayıp sunduğu program, bu hafta da Büyük Anadolu Birliği tarafından en iyi belgesel ödülüne layık görüldü. 24’ün yakın tarih belgeseli Keşke Olmasaydı, Yasaklar dizisinin ilk bölümüyle ekranlarda.
Keşke Olmasaydı, bu akşam 22.10’da Kanal 24 te
Belgesel, aynı gece ve Cumartesi günleri kaçıranlar için tekrar yayımlanıyor…
2008-05-15
|