Kırıp dökmeyince Rahşan ı kızdırdı     Web’in en iyileri seçildi     Oray Eğin baltayı taşa vurdu     Haset etme ne olur, dürüst ol...     
Kullanıcı Adı       E-mail              Kayit Ol
 Dolar :  1.2244YTL  Euro :  1.8975YTL
  Ana Sayfa -
Istatistikler -
  Online : 8
  Bugün Tekil : 967
  Toplam Tekil : 614176
  Toplam Haber : 65894
Dost Siteler -
Flash Oyun Oyna
anschauen
Video indir
donanım-bilgisayar
restorasyon
restorasyon

Ve Filistin beyazperdede



İstanbul’un Fethi ve Fatih Sultan Mehmet’in yapımcısı Ella, İstanbul animasyon stüdyolarında bir çizgi filmin yapımını gerçekleştirdi. Filistin gerçeğini çizgi sinemaya aktaran yapım ilk kez Türkiye’de sinema gösterimine çıkacak.

Bünyamin Yılmaz ın haberi Dünya sinemasının son yıllarda üzerine çokça düştüğü çocuklara yönelik filmler, büyük ilgi görmenin ötesinde işi büyük şirketleri animasyon şirketleriyle birleşmeye kadar götürdü. Artık en büyükler bünyelerindeki çizgi sinema yapımı üreten stüdyolarla kendilerini kanıtlıyorlar. Eğer son yıllarda izlediğiniz animasyon filmlerin isimlerini saymaya başlasanız, aklınızda yer eden önemli filmlerin arasında onların büyük bir yer tutuğunu görürsünüz. Televizyonların izleyici çekmek için yöneldiği animasyon filmlerin pazardaki payının büyümesinde şaşılacak bir şey yok aslında. Sinemada keşfedilmeyen pek az şey kaldı. Büyüklere yönelik filmler tekrar hikayelere yöneldi. Yeni şeyler söylemek için perdede yer kalmadı denilse abartılmış olmaz. Artık en usta yönetmenlerin bile kendini tekrarladığı, hikayelerine can alıcı unsurlar katmak için bin dereden su getirdikleri bu yeni dönemde teknolojinin açtığı çığır kullanılarak Transformers gibi açılımlar yapılabiliyor ancak. Bir de en önemli sorunları çizgi diliyle aktarmak da son yılarda öne çıkan formatlar arasında. Persepolis çizgi filmi bu konuda ilginç bir örnek. Büyüklere çizgi diliyle seslenen film, önyargılı batılı algının İran’a olan düşmanlığını sanat perdesi altında nasıl da ortaya çıkarabildiğini gösteriyordu. Filmin belki de ticari değeri hiç olmayacak, ama festivallerin en önemli filmleri arasında sayılabilen ‘politik’ içerikli filmi olarak çoktan adını yazdırmayı başardı. Bunu istisna sayarsak, son yıllarda animasyon yapımların miniklerle birlikte büyükleri de hem sinema perdesine çektiğini, hem de televizyonlara reyting getirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Peki bu çizgi filmler sadece sinema gösterimiyle mi sınırlıyorlar insanlara ulaşmayı? Hayır, Büyük hamburger zincirleri vasıtasıyla karakterlerin oyuncakları miniklerin odalarını süslüyor. Vizyona çıkan filmin imaj olarak zihinlerde uzun süre kalabilmesi sağlanıyor böylelikle. Çizgi sinema işinde Japonların büyük ağırlığı olduğunu biliyoruz. Yaygınlık açısından şimdilerde Hollywood’un ismini en başa yazabiliyoruz. Bir dönem Aslan Kral’la yükselişe geçen çizgi sinemada Shrek, Arabalar, Cesur Civciv, Arı, Oyuncak Hikayesi gibi öne çıkan yapımları sayabiliriz. Walt Disney’in televizyonlarda sürekli oynayan karakterleri sinema perdesinde yeniden oluşum sürecine giriyor ve bir anlamda zihnimizde izi kalmış karakterler perdeden bilincimize doğru yolculuk yapıyor. Film işgali önlemez ki!Elbette ki Hollywood dışında da çizgi yapımlar var. Bu aralar vizyonda olan Don Kişot, daha önce sinemalarımıza uğrayan Pinokyo gibi yapımlar. Bu filmleri izlediğinizde Hollywood’un ustalığının buralara pek uğramadığının farkına varırız. Peki çocuklara yönelik filmlerin bütün açılımlarını uhdesinde tutan Hollywood’un elindeki gücü kullanmayı düşünen başka ülkeler var mı? Mesela özellikle Batı’nın büyük işgallerle sarstığı yüzyılımızın en acı yaralarını taşıyan doğunun bu konuda bir çabası var mı? Daha açık şöyle ifade edelim: İslam coğrafyası büyük bir kültürel işgalle karşı karşıya olduğunun farkında mı? Elbette fiili işgallerin ağırlığını görmezden gelmek değil bu. Mustafa Akkad’la ilgili bir gece düzenlenmişti. Orada konuşan kim olduğunu hatırlamadığım, cismini unuttuğum bir isim şu unutamadığım cümleye imza atarken yüz ifadesini çoktan yele vermişti: Mustafa Akkad bin tane de film çekseydi işgalleri önleyemezdi. Siz de çekseniz bir şey değişmez. İsterseniz milyonlarca film yapın.” Bu görüşte olanların bir şey yapmasına gerek yok. Kafalarını kuma gömüp beklemeleri en hayırlısı. Ama sonuçta evet büyük savaşlar oluyor, işgaller genişletiliyor. Ancak asıl işgal kültürel olarak yapıbozuma uğratılan müminlere yönelik. Bizler büyüdükçe kirleniyor dünya, ama çocuklarımız da yeni bir akımın pençesinde bilinçli olması gereken anne ve babaların kendilerine önerdiği dünyaya bakıyor. Zayıf ve sağlıksız bir kültürle yapılan ancak, büyük işgale ruhen hazır kitleler oluşturur, başka da bir şey değil. Uyuşturucunun neredeyse ilkokullara kadar yayıldığı ülkemizde sizce neyin savaşı veriliyor. Eleştirel baktığımız ve dışladığımız kitlelerin yaygınlaştırdığı batılı kültürün bütün kolları ahtapot gibi toplumu sarıyor. Dini anlayışların, sanatın, sığındığımız değerlerin pervasızca deforme edildiği bir çağda sözünüzü yenilemenin vakti gelmiştir. Peki ama bu nasıl yapılacak? Bunun için bir iç hazırlığınız var mı? Bütün bu soruları sormaya devam edelim, cevaplarını arayalım. Bakalım sinema perdesinde yaşanan gelişmeler hakkında yeterince bilgi sahibi miyiz. Ya da bilgimiz gelişmeleri ileri boyuta taşıyacak düzeyde mi?Filistinliler hiç yaşamaz mı?Ella Genel Koordinatörü Abdullah Koçyiğit, Filistin konusunda dünyada ve Türkiye’de sürekli savaşla ilgili haberlerin yapıldığını, sanatsal anlamda ciddi bir çabanın ortaya koyulamadığını söylüyor. “Filistin’i biz, hep acılı haberlerle, dramlarla, sorunlarla haberleştirdik. Filistin konusunu çok yüzeyselleştirdik. Filistin’de yaşayanların gündelik hayatına hiç eğilmedik. Onlar da bizler gibi yaşıyorlar. Büyüklerle küçükler şakalaşıyor, sokaklarda bizim çocuklarımız gibi misket yuvarlıyorlar. Filistin’de neler yaşandığını, nasıl bir kültüre sahip olduklarını, yaşam şartlarının nasıl olduğunu ortaya koyan bir tane belgesel bile yok. Evet, Filistin konusunda yapılmış bir tane ciddi belgesel, film yok. Bizde yapılan Filistin haberleri bizleri duyarsızlaştırdı, normalleştirdi. Duyduğumuz her şeyi normal karşılar hale geldik.”Film çocuklara ve  büyüklere hitap ediyorZeytinin Hayali adlı çizgi sinema filminin bir ilk olduğunun altını çizen Koçyiğit’e göre, Filistin’de yaşananların anlatıldığı film meseleyi ajite etmiyor. Çok dikkatli bir dille yazılmış senaryoyla karşımıza çıkıyor. Sanat yönü ise oldukça ciddi bir şekilde ele alınmış. Filistin gibi çok fazla işlenmemiş bir konuyu yüksek standartlarda sinema filmi olarak önümüze koyacak olan Zeytinin Hayali gündelik yaşamın acı tatlı anlarını da izleyiciye sunuyor. Sadece bir savaş filmi olarak görülemeyecek olan Zeytinin Hayali büyüklerin yanı sıra miniklere de hitap ediyor. Evet Filistin’de yaşanan dram sunuluyor izleyiciye, ama çocukların kendi aralarındaki esprileri, yaşadıkları olaylarda ortaya koydukları ironik yaklaşım da izleyiciyi sıkmayacak bir şekilde aktarılıyor.  Koçyiğit, Filistin meselesini bilmeyen kesimleri dahi içine alacak önemli bir film olduğunu da söylüyor Zeytinin Hayali’nin. Bir insanlık dramını anlatan yapım önce 50 kopya olarak vizyona çıkacak. Zamanla bu sayı 100 kopyaya ulaşacak.  Filmde inanılmaz eğlenceli sahneler de yer alıyor. Filistinli çocukların kendi aralarında geçen diyaloglar oldukça komik. İzleyici İsrail askerlerine kahkahalarla gülecek. Filmin geneli ise çocukları eğlendirecek neşeli bir film. Koçyiğit’in vurguladığı  izleyici kitlesi ise, yediden yetmişe herkesi kapsıyor. Filmin vizyona gireceği tarihi ise özellikle en sona bıraktım. Nisan ayında vizyona girecek Zeytinin Hayali. Film, 2002 yılında Filistin’in Cenin kentinde sokakta bilye oynayan Faris ve arkadaşlarının aralarında geçen olayla başlıyor. Faris’in ninesi Meryem, yeri geldikçe küçükken başından geçen olayları hatırlayıp torununa anlatıyor.  Filmin 10 dakikalık bölümünü izleme imkanı buldum. Olive’s Dream yani Zeytinin Hayali filminin fragmanı bu filmin vizyona girdiğinde büyük başarı göstereceğinin ipuçlarını veriyor. Henüz kısa ve vurucu fragman hazırlanmadı. Abdullah Koçyiğit, Ella’nın çalışmalarının son aşamasına geldiğini söylüyor. Bence önümüzdeki aylar Zeytinin Hayalini konuşmakla geçecek. Umarız, dileriz “Zeytinin Hayali” hep gerçek olur. Ella destanı çizgiyle yazıyorİslam coğrafyasında çizgi film alanında birkaç ülkenin hareketli olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar arasında şimdilerde Suriye dikkat çekiyor. Malezya gibi ülkelerde de saygın çalışmalar yapılıyor. Ya Türkiye? Burada sizi şaşırtacak ama ‘evet doğru’ diyebileceğiniz bilgiler verebilirim. Türkiye, çizgi film alanında hiç de umutsuz vaka değil. Çoğumuzun elinde bulunan çizgi film vcdlerine bakarsanız bu gelişmeyi görürsünüz. Elbette bu yapımların çok eksikleri var. Halen elimizde bir çizgi film DVD’si yok. Temiz kayıtlar, orijinal çalışmalar yok. Beklentilerimiz var mı, elbette var. Peki o izlediğiniz çizgi filmlerden biri sinema perdesine çıkacak olsa gider izler miydiniz? Bu soruya ‘elbette kaliteli bir yapım vizyona girerse neden izlemeyelim” diyenler yazının bundan sonrasını okumaya devam edebilirler. Diğerleri ise bu uzun yazının burada bittiğini düşünüp rahatlayabilirler. İstanbul’un Fethi ve Fatih Sultan Mehmet’in yapımcısı Ella, İstanbul animasyon stüdyolarında bir çizgi filmin yapımını gerçekleştirdi. Zeytinin Hayali, 1940’lı yıllarda Kudüs’ün “Ayn Karim” köyünde doğan bir kızın gerçek hayat hikayesinden uyarlandı. Filistin gerçeğini çizgi sinemaya aktaran yapım ilk kez Türkiye’de sinema gösterimine çıkacak. 35 mm negatif formatında çekilen filmin uzunluğu 90 dakika. Yapımcılığını Usame Ahmet Halife’nin yaptığı filmin senaryo ekibinin başında Amed Abdulhafız yer aldı. Yönetmen Omar Kawan al-ani. Müzikleri yapan isim ise İlyas Rahbani. Filmin senaryo, storyboard, dublaj ve montaj alanında iki yüz elliden fazla sanatçı ve danışmanın yer aldığını bilgisini de eklemek mümkün. İlk stüdyosu 1992 yılında Şişli’de kurulan Ella çizgi film ilk olarak İslam Tarihi konulu çizgi filmler üretti. Yapımı gerçekleştirilen eserler başta Müslüman ülkeler olmak üzere  Amerika, İngiltere ve Avustralya gibi pek çok ülkede gösterime sunuldu. Ella, profesyonel çizgi film animasyonu ve yayıncılık alanında 15 yılda birçok yönetmen, animatör ve teknik personel yetiştirdi, 3D Animasyonu konusunda ülkemizde öncülük yaptı. “Zeytinin Hayali” filmi bugüne kadar yapılan animasyon filmlerden farklı olarak sinema formatında ve yüksek standartlarda gerçekleştirildi. Yapımı iki yılda tamamlanan film, ülkemizde gerçekleştirilen en kaliteli (2D) iki boyutlu çizgi sinema filmi olma özelliği taşıyor. Ella’nın daha önce yapımını gerçekleştirdiği filmler arasında Afacanlar Serisi, Ali Baba, Endülüs’ün Fethi, İnci Adası, Kaptan Ömer, Nasredin Hoca, Sevimli Kahramanlar, Selahaddin Eyyubi de yer alıyor. (Milli Gazete)
2008-02-01

Bu Haber : 37 Defa Okunmustur
 En Çok Okunan Haberler

Doktorlara kızdı, TIP a gitti birinci oldu!
Doktorlara
Zonguldak ta, kimya bölümünden mezun olmasının ardından ilaç tanıtım elemanlığı (reprezant) yapan 31 ...
Web’in en iyileri seçildi
Web’in
Bağımsız internet araştırma şirketi Bytelevel in 225 sitede yaptığı değerlendirmeye göre web te en i ...
Küçüklerde yaz ishali ölümcül olabiliyor
Küçüklerde
İshalli çocuklara şekerli ve yağlı gıdalar vermemek gerekiyor. Bağırsaklardaki hasarı düzeltmek için ...
Neyzenlerin kamışlarına valilik koruması
Neyzenlerin
Dünyada neyzenlerin en çok tercih ettiği ney kamışının Nil Nehri kıyılarında ve Türkiye de Asi Nehri ...
Şair Alaeddin Özdenören anıldı
Şair
Şair Alaeddin Özdenören için başkentte anma toplantısı düzenlendi. ...
Oray Eğin baltayı taşa vurdu
Oray
Akşam gazetesi yazarı Oray Eğin Leyla İpekçi ile ilgili Cemaat bursuyla ABD de eğitim gördü iddias ...
Hayret, kimse sesini çıkarmadı
Kırık gururlar...
Gerilim, tansiyon kime yarar?
KÖŞK'TE GÜVENLİK KORKUSU MU VAR?..
Halimiz duman
Piyasalar paraların değerinin düşmesini istiyorlar